Biz Kazandık !

Dün yaşanan referandumun sonucunda Başkanlık sisteminin önü açılmış olsa da inanıyorum ki biz Kaybetmedik.

Hem titrettik hem de dedik ki Mahvettiğiniz ülkemizi nasıl bu hale soktuysanız alın düzeltin dedik

Bundan sonra dolar şu olmuş, işsizlik bu olmuş, benzine şu kadar zam gelmiş, Suriyede bu olmuş gibi konularda en masumu biz olacağız.

Bizi suçlayamayacakları için kendi içlerinde paramparça olacakları dönemin ilk günüydü dün gece.

Bunu zaman bize çok daha net gösterecek

Ve artık terörist dedikleri, hain dedikleri ve sorgsuz sualsiz hapise attıkları insanlarda en az onlar kadar olduklarını gördüler.

Şunu net diyebilirim

%49 > %51..

Başkanlık

Yine girdik bir seçim arefesine. Ne olacağını merakla bekliyor herkes ancak bende bu kez heyecan sıfır derecesinde.

Evette çıksa Hayır da çıksa bu yolun çok güzel olacak ondan eminim. Bunu daha sonra yazarım ancak şimdi başka konuya değineyim.

Yine bizi aynı hataya çekiyorlar maalesef. Her seçimde yaptıkları gibi bir kutup oluşturuyorlar ve bu kutupla beraber gizli yada alenen propaganda yapıp seçimde üstümüzden geçiyorlar.

Yine Mustafa Kemalin Askerleri cümleleri, yine Erdoğan üzerinden yapılan siyaset yine Bunlar İslam devleti kuracak sesleri yada Cumhuriyetimiz gidiyor yetişin sesleri..

Biz ne zaman bunları kullansak bu seçimleri kaybediyoruz. Senin Mustafa Kemal Atatürk sevgin yada Cumhuriyet sevdan diğer %50 in hiçte umurunda değil. Hatta onların bir çoğu Atatürk’e ağır hakaretler etmek için bir fırsat olsa da etsek diye bekleyen milyonlar. Ve birileri yine bizi bu noktaya çekiyor öyle görünüyor ki buradan çıkış yapamayacağız da..

Peki ne önerirsin derseniz ?

Ben bu yeni anayasanın Akp yada Erdoğan ile alakalı olmadan ret ettiğimizi, bu yeni anayasa ile ilerde bir gün yeniden cemaatlerin ülkeye etken olabileceğini, yeni anayasanın özellikle yargı kısmının bizlere ilerde büyük sorunlar yaratacağı üzerinde bir siyaset güdülmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Sık Sık yarın bir gün şimdi güvendiğimiz insanın başına bir iş geldiğinde, Başkanın yerine geçecek Başkan yardımcısının Fetocu olmayacağının garantisinin olmadığını anlatmak anlatmak anlatmak gerekiyor. Bunu bizim seçmene değil özellikle AKP ve MHP kanadına sık sık söylemek gerekiyor.

Ama şu ana kadar gidilen yol yol değil. yine Erdoğan karşıtı yine Akp karşıtı bir yol. Ve maalesef Erdoğan meydanlara indiğinde yine her zamanki gibi istediğini alır.

Ama dediğim gibi ne çıkarsa çıksın Bence her şey çok güzel olacak..

Hatice Dağlı “Yarın benim için, hayatımın en iğrenç bir günü olacak”

Berkin Elvan paylaşımı nedeniyle ‘yüz kızartıcı suç işlediği’ suçlamasıyla memuriyetten men edilen öğretmen Hatice Dağlı isyan etti.

haticedagli

Merhabalar.
Benim aylardır içimde biriktirdiğim, sessiz çığlıklarım var, duyulmayan.
Yarın benim için, hayatımın en iğrenç bir günü olacak.
Yıllardır hayali ile büyüdüğüm öğretmenlik mesleğimin son günü.
Memurluktan tamamiyle men edildim.
Bir daha hayatım boyunca bırakın öğretmen olmayı, hiç bir şekilde memur olamayacağım.
Toplum ve Devlet tarafından ‘terörist’ ve ‘ateist’ ilan edildim.
Gerekçe ise, 31 Mart 2015 tarihinde facebook hesabımda yapmış olduğum bir kaç yorum oldu.
Ben İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldum.
İmam hatip lisesini de Eyüp Anadolu İHL’de okudum.
24 yaşındayım.
İstanbul doğumlu Karadeniz’li bir ailenin ilk çocuğuyum.
Çocukluğumdan bu yana, ufacık dahi olsa huzurlu, sakin, düzenli bir yaşamım olmadı.
Hep bir şeyleri sorgulamak, eleştirmek, araştırmak, okumak, izlemekle geçti yaşamım.
Dini boyutta almış olduğum eğitim ise, kendi iç dünyamda sorguladığım sorularıma bir nevi cevap bulabilmek içindi.
Uydurulmuş olan bir din yerine, indirilmiş bir dini araştırmaktı hedefim.
Fakat ne yetiştiğim çevre, ne okulum, ne arkadaşlarım, benim bu sürecimi anlamadılar.
Hepsinde bir etiketleme yarışı vardı.
İçlerinde bir kin ve nefret duygusu oluştuğunun farkındaydım.
Fakat nereden bilebilirdim ki bu nefretin benim yıllardır emek verdiğim eğitim hayatıma bir anda son verebilecek kadar olduğunu!
Bu kadar basit miydi bir insanın hayatı ile oynamak?
Ekmeği ile oynamak?
Hayalleri ile oynamak?
Geleceği ile oynamak?
Bir facebook paylaşımının yaptırımı bu muydu?
Hani nerede benim ifade ve düşünce özgürlüğüm?
Hani nerede hakkımda verilen BERAAT kararının MEB tarafından değerlendirilmeye tabi tutulması?
İnsanları öldürenler, tacizciler, hırsızlar, çıkarcılar, ceza evlerine girip çıktıklarıdna yine tekrardan öğretmen olabilenler halen çalışırken, neden ben bir paylaşım yüzünden 16 yıllık emeğim bir çırpıda yok ediliyor?
Yok mu sesimi duyan birileri?
Yok mu beni düştüğüm bu durumdan kurtaracak yol arkadaşları?
Yok mu bu süreçte benim yaşama umudumu güçlü tutacak insanlar?
Sesimi duyun!
Ve yarın kararı aldığımda, öğrencilerimi benden koparmış olacaklar.
Ben nasıl ayrılacağım onlardan?
Bu zulümdür, ayıptır, günahtır!
Her kim beni bu duruma düşürmüş ise, (………….)
Devamını getiremiyorum.
Artık idari mahkeme sürecim başlayacak.
Ve bir umut.
Belki iade edilirim.
Belki edilmem.
Allah Kerim
Fakat insan denen canlı türlerine bir çift sözüm var;
Korkmayın.
Benim halimi hatrımı sordunuz diye kimse size ceza vermez.
Ben bu süreçte o kadar büyüdüm ki, bazılarının o kadar yalandan hayatı olduğunu gördüm ki.
Ne adam gibi inanıyorlar, ne de vicdan sahibiler!
Her neyse.
Bundan sonra ben ne yapacağım?
En acı soru…
Ben de bilmiyorum.
Nasıl yaşayacağım, onu da bilmiyorum.
Bir anda ekmeğimi zorla elimden aldılar.
Bir şeyler yapın!
Duyurun sesimi.
Bu kadarı fazla!
Ben kötü bir insan değilim!
Bu cezayı hak edecek kötü bir öğretmen hiç değilim!
Beni öğrencilerime kavuşturun!
Ben Mardin’i, halkını, öğrencilerimi çok seviyorum.
Nolur beni onlardan ayırmasınlar!
Ne olur Allah’ım!
Duy sesimi!
Duyur!

Pes Ettim Ben

Screenshot_5

Dün seçimler bitti sonunda. Büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlandı benim için.

Yazacak,çizecek o kadar çok şey var aslında ama yapmayacağım.

Ve artık siyasetle ilgili ne bir paylaşım , ne bir makale ne de bir yorum yapacağım.

Biz kaybettik.

Barış istediğimiz için Terörist dediler..

Yolsuzluk var deyince Hain dediler..

Kuran meydanlardan olmasın deyince Dinsiz dediler..

Ne yalan konuşayım, çok yoruldum ve enerjim kalmadı..

Yeniden enerjimi bulana kadar kaybettik demekten başka da yapacak birşeyimiz yok

Malesef anlatamadık kendimizi , malesef istediğimiz Türkiye’yi  yaratmadaki umutlarımız çok daha sonralara kaldı..

Hayırlısı olması dileğiyle..

 

Karagün

10Ekim

Benim gözlerim çok çabuk dolar zaten

Bugün bu gözlerde ki doluluk hiç bitmedi malesef.

Sabah ilk duyduğum andan beri sarhoş gibiyim

Bundan önce çok defa bomba haberleri duydum

ama bu çok başka geldi bana..

Belki de çaresiz hissettim kendimi buna bile sevinen insanları gördükçe..

Nasıl normale döneceğiz hiç bilmiyorum.

Ya da bi daha dönebilecekmiyiz..

Tuğrul Türkeş

Hayatımda hiç  MHP ye oy vermedim.

Ancak Tuğrul Türkeş’i ilkeli , onurlu bir insan olarak görürdüm. Konuşmalarınıda beğenirdim.

Ancak unuttuğum bişey vardı, oda siyasetçiydi..

Aşağdaki konuşma 2.28 sn..

Bu adamın Ak Partiden 1 Kasım seçimlerde milletvekili adayı olduğunu aklınıza getirin..

Sonra sizde benim gibi aynı şeyleri diyeceksiniz.

Sizede lanet olsun, sizin yaptığınız siyasetede diyeceksiniz eminim..

Memleketin Hali

ali-kuscu

Osmanlı döneminde yolsuzlukları ile ünlü Karakuşi adında bir kadı varmış. Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var…. Karakuşi Kadı, fırıncıya:

– ‘Ben bunu aldım‘ demiş. Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin asil sahibi gelmiş:

– ‘Hani bizim ördek?’ Fırıncı boynunu büküp:

– ‘Uçtu‘ deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış… Gayrimüslim de peşinde kovalıyor…

Bir duvardan atlarken, bilmeden duvarın öteki tarafındaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış… Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı’nın karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş…

Ördeğin sahibi,
– ‘Bu adam ördeğimi hiç etti’ diye şikáyet etmiş.

Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş:
– ‘Ne yaptın bu adamın ördeğini?

Fırıncı
– ‘Uçtu‘ demiş.

Kadı, kara kaplı defterini açmış:

– ‘Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar ‘Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil‘ diyerek, fırıncının ördek işinden beraatına karar vermiş. Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş. Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:

– ‘Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla…

Davacı:
– ‘Benim tek gözüm çıktı. Şimdi ne olacak?’ diye sorunca Karakuşi Kadı

‘Şimdi’ demiş, ‘Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız. Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu düşüren kadının kocasına da Karakuşi Kadı:

– ‘Tamam‘ demiş, ‘Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.’ Böyle olunca adam da şikayetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi’ye:

– ‘Senin şikáyetin nedir bre?’ Yahudi bir süre düsündükten sonra ellerini açmış,

– ‘Ne diyeyim kadı efendi’ demiş, ‘Adaletinle bin yaşa Sen, e mi !’

Demirel bu fıkrayı anlattıktan sonra kendisini dinleyen topluluğa dönerek, kıssadan hisse:

– Ananı “öpen” kadı ise, kimi kime şikáyet edeceksin?.. Bugün ülkedeki durum bu! Anladın mı?

Küfeli’nin Eşeği..

15822

Muaviye Şam’da, Hazreti Ali ise Küfe’de validir, aralarında anlaşmazlık vardır, savaş çıkmak üzeredir.
Bir gün, bir deveci, yüklediği mallarla Küfe’den Şam’a gelir, açıkgözün biri deveye sahip çıkar; Bu dişi deve benimdir der..
Küfeli kendisinden emindir, çünkü devesi erkektir. İtiraz eder, dinletemez.
Sorun Muaviye’ye kadar yansır. Hadise büyür. Ahali olaydan haberdar olur..

Halk bir meydanda toplanır.
Muaviye, Bu dişi deve benimdir diyen Şamlı`ya sorar;
Bu dişi deve kimindir?
Benimdir!
Muaviye de onaylar, Evet, bu dişi deve Şamlı`nındır!
Sonra halka sorar; Bu dişi deve kimindir?
Hep bir ağızdan cevap verirler; Bu dişi deve Şamlı`nındır!

Küfeli neye uğradığını anlayamaz, şaşkın şaşkın bir kenarda dururken Muaviye çağırır;
Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”
Var git Ali’ye söyle ayağını denk alsın!

Stalin’in Tavuğu..

tavuk-3

Stalin, bir gün yanına adamlarını toplamış sohbet ediyormuş.

Votkaların biri gelip biri giderken, Stalin adamlarına sormuş:

Söyleyin bakalım, halkı kendinize nasıl bağlarsınız? Halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler nasıl davranmalıdır?

Dumanlı kafalardan çeşitli sesler çıkmış.

Kimi adaletten söz etmiş, kimi haktan hukuktan.

Kimisi sürgünden, kimisi sehpadan…

Kimi iyilikten bahsetmiş, kimi paradan; kimi hoşgörüden…

Stalin verilen cevapların hiç birini beğenmemiş.

Bilemediniz, demiş. Şimdi size halkı kendinize nasıl bağlayacağınızı göstereceğim. Bana bir tavuk getirin çabuk!

Hizmetkârları hemen koşturarak bir tavuk bulup getirmişler.

Stalin, başlamış tek tek tavuğun tüylerini yolmaya.

Tavuk acıdan bağırırken, Stalin de bir tek tüy bırakmamış üzerinde.

Nihayet bütün tüyleri yolunan tavuğu yere indirip, bahçe kapısını da açıp tavuğu serbest bırakmış.

Can havliyle kaçıp giden tavuk, önce bahçeye fırlamış; ancak tüyleri olmadığı için soğuktan titriyormuş.

Bu sefer de çalıların arasına girmiş ısınmak için; her tarafı parçalanmış.

Son çare olarak içeri geri geldiğinde şöminenin yanına yaklaşmış; fakat yanmaya başlamış bu sefer de.

Yapacak bir şey kalmayınca zavallı tavuk, onu bu hale getiren Stalin’in paçalarının arasına sığınmış ısınmak için.

Boynunu bükerek yanına geldiği için de Stalin onu tek tek yem vererek ödüllendirmiş. Tavuk da bunun üzerine Stalin’in peşinden ayrılmaz olmuş.

Hikâye bu ya…

Stalin devam etmiş:

Gördünüz mü, halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir. Tüylerini yolup al ve serbest bırak… O zaman yönetmek kolay olur… 

Kan..

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
NAZIM HİKMET RAN

Özet.

Dün Posta Gazetesinin attığı manşet son günlerde ki ülke de yaşanan kaos için yazacağım onca şeye çok kısa ve net özet olmuş. Diyeceklerim bu kadar.

oyanamoy

Seçim 2015 (MHP , Sözde Türkiye Sevdalısı)

mhp

Hayatım boyunca çözüm odaklı olmayan insanları , kurumları ve sistemleri sevmedim. Bundan sonra da sevemem sanırım.

Şimdi önümüzde bir çözümsüzlük örneği de MHP olarak çıktı..

Bir siyasi parti düşünün, milliyetçilik yaftası ile gece gündüz bağıra dursun ama iş “gerçek” anlamda milleyetçiliğe geldiğinde savaşı ilk terkeden olsun. Sanırım bizim aklımızla alay ediyorlar.

Güzel kardeşim sen canından çok sevdiğin  memlekette olan şeylerden ya haberin yok yada bizimle dalga geçiyorsun

  • O çok sevdiğin ülkende demokrasinin D sinin kalmadığını bildiğin halde
  • O çok sevdiğin ülkende “milyarlarca” liralık yolsuzlukların olduğunu bildiğin halde
  • O çok sevdiğin ülkende Başta yargı olmak üzere, Emniyet ve Askeriyenin tamamen kontrolden çıktığını bildiğin halde
  • O çok sevdiğin ülkende insanların birbiri ile artık bırak tartışmayı , vuracak öldürecek duruma geldiğini bildiğin halde
  • Yine o çok sevdiğin ülkende Ülkenin en tepesindeki insanı Vatana ihanetle suçlayıp meydanlarda Yüce Divandan bahsettiğin halde

halen çözümsüzlük yaratıyorsan Pes doğrusu..

Daha kaç Mehmetçik ölecek Allah Aşkına 

Yarın bir daha mı Bomba yağdıralım Dağlara

Alileri, Ahmetleri, Eceleri, Ayşeleri yine mi babasız bırakalım, yine mi abisiz, kardeşsiz bırakalım..

Size dünya güzel tabi, çık meydanlara salla ipleri, ay sonunda da al 20 bin lira maaşı, gitsin bizim Aliler Ahmetler dağlara..

Ne zaman sana ihtiyaçları olsa bir şekilde yanlarında olduğun parti için artık ya tam destek ol yada çık gel hesabını sorsunlar bunların tamamının..

Yeter artık..

Kaç oy alacak bu MHP merak ediyorum. Erken seçim olsa ne alacaksın. Yüzde 50 oy mu alacaksın ?

Hiç mi ayakkabı kutuları aklına gelmiyor be arkadaş

Hiç mi tv kanallarında bu adamı çıkarmayın demeleri aklına gelmiyor

Hiç mi meydanlarda Alçaksınız dedikleri aklına gelmiyor

Hiç mi bu ülkenin batırdığı yalanları yüzünden rezil kepaze olduğun aklına gelmiyor..

Hiç mi Reyhanlıda patlayan bombalar aklına gelmiyor

Hiç mi tırlarda çıkan bombalar aklına gelmiyor

Hiç anlamayacağım bu kafatascı zihniyeti kusura bakmasınlar..

Ve artık asla Gerçek Türkiye sevdalısı olduğuna da inanmıyorum MHP nin..

Devletin paçavra haline gelmiş, halen dağa çıksalarda oy kazansam derdinde bir parti..

3 ileri gider 4 geri gelir Mhp. Artık bunlarla ilgili ümitlerimide kaybettim çok net.

Ha ayrıca kendi ülkende terörist dediklerinden daha az milletvekili çıkaracak kadarda insanlar senden ümidini kesmis ama seni kandırıyorlar be Reis Bahçeli demeyide çok istedim. 

İyi adamsın hoş adamsın sevimli adamsın aslında ama.. Ama işte.. Zihniyet hep aynı..

Seçim 2015..

Bugün bir yazı okudum twittarda sanırım duygularımızı en iyi açıklayan şey oydu..

Game of Thrones izleyen varsa bilirler o Joffrey i . İşte onun öldüğü sahneyi göstererek, o günden beri ilk kez aynı duyguları hissediyoruz..

Tam olarak öyle..

Bu Demirtaşın dediği gibi Barışın Kardeşliğin zaferidir. Aynen sonuna kadar katılıyorum. İnsanları Türk Kürt, Alevi Sünni,  Yahudi Müslüman diye ayırt edenlere toplumun %60 ının dur demesidir. Yeter artık, bıktık sizden demesinin resmidir..

Demirtaş Teröristmiş, Hainmiş

Kılıçdaroğlu Alevi, Kürtmüş

O öyleymiş bu böyleymiş

İzlemesi öyle güzel ki, artık twitteri açıyorum çayımı çekirdiğimi alıyorum ve nefret saçan ağızların sözlerine bakıp bir yandan da Ankaranın Bağları

Tavsiye ederim, harika oluyor..

https://www.youtube.com/watch?v=SW3IyM1CLaI