Boyun Fıtığı :(

Sonunda meslek hastalığı beni de vurdu.

2 senedir kolum ve sırtımdaki ağrılardan sonra doktora gideyim dedim. Ve malesef en istemediğim sonuç oldu.

BOYUN FITIĞI 🙁

Doktor ne çok ne az dedi. Ameliyat olman gerekebilir dedi. Fizik tedavide yapmak lazım sanırım.

Bide bu fitiga yüzme iyi geliyormuş. Sitede var Allahtan yüzme havuzu. Bakalım yenebilecekmiyim

Spor

Yine kilo almaya başladım. Saolsun Yeliz tıka basa doyurduğu için her akşam sıkıntı büyük 😀

5 kilo fazlam var. Referanduma kadar vermem gerekiyor . Tarihi öyle belirledim. Umarım başarırım

19 Kasım’da Evleniyorum..

evlilik

Vay be bir gün Volkanca.Net te evliliğimle ile ilgili bir yazı yazacağım hiç aklıma gelmedi.

Artık baskılara dayanamayarak Evleneyim peşimizden gelmiş gençlere yol açayım dedim.

Gençlere tavsiyem

Benim gibi geç kalmayın, erkenden evlenin, 30a gelmeden çoluk çoçuğa, 50 ye gelmeden de torunlara karışın.

Öyle çok kurcalamayın, seviyorsanız evlenin gitsin.

Annenize babanıza gösterin onların onayını alın evlenin, kendi başınıza karar vermeyin

diyeceğimi düşünüyorsanız oldukça yanılırsınız :))

Tavsiye verecek olsam herhalde 1 cümle ederdim.

Sevdiğiniz ile evlenin.

Sevgi , inançların bile en yoğun halinden daha büyük ve önemli bir esastır.

Benim çok beğendiğim bir söz var

Eğer peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem ve her türlü bilgiye sahip olsam, eğer dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim. Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.

Tanrı dualarımı kabul etti ve çok sevdiğim ve huzur bulduğum bir aşk ile bana yol gösterdi diyebilirim bu yolda.

O gün ben çok mutlu olacağım ve sizleri de yanım da görmekten mutlu olacağım.

19 Kasımda görüşmek üzere…

Kireçburnu

leyla

Cuma günü arabanın kapısını sürttüm kaldırımı Bakırköy’de ,sonra cumartesi bari Beşiktaş yensin dedim biraz neşelenelim oda olmadı. Ne boktan bir hafta sonuydu. Hatta bu yazıyı yazarken de Fenerbahçe nin yenmesi yetmezmiş gibi bir de hiç sevmediğim saçam sapan saha olayları oldu. Harbiden berbat bir hafta sonu oldu benim için.

Leyla ile Mecnun dizisini izlerken Mecnunun Leyla’nın İskender’in İsmail Abinin ve tabiki Erdal Bakkalın olduğu yerleri gezmek ve görmek çok istiyordum. İstanbul’da yaşasak ta ben Zeytinburnu’ndayım o ta Kireçburnunda olunca (30 km) insaın pekte fırsatı olmuyor. Hiç gitmemiştim gideyim dedim. 

Tek başıma çıktım yola. Tek başına bir yerlere gitmenin bende ayrı bir güzelliği oluyor. Alıyorsun çayını çekirdiğini şehrin en sessiz yerlerinde oturmanın güzelliğini yaşıyorsun. Tabi sevgili yanında olsa güzel hoş ama şehir ayrı olunca arada yalnız takılmak gerekiyor :)))

Kireçburnu’nu çok sevdim açıkcası. Resimlerde de göreceğinzi üzere bu Zengin insanlar işi çözmüş dedim. İş dünyasının içine bizi sokmuşlar kendileri sakin yerleri tercih etmişler. Tabi burası ultra zengin yerler değil ama nereden bakarsan kiralar 2000-2500 civarında dolaşmakta.  

Dizinin çekildiği yerleri gezerken sanki dizi değilde gerçekte burada İsmail Abi Erdal Bakkal yada Mecnun yaşamış ve artık terketmişler gibi gelip hüzünlendirse de onların bastığı o topraklara basmak bile güzel geldi..

Sahilinde bile oturacak bankolar var. Bizim bu taraflarda güzel havalarda sahil tıklım tıklım olur ama burası boştu onuda diyeyim. Kafamı dinlendirdim. Huzur buldum ama akşam Fener galibiyeti yine kaçırdı keyfimi :))))

Erdak Bakkal
Erdak Bakkal

20160424_160848 (Copy)

20160424_160846 (Copy)

20160424_160844 (Copy)

20160424_155850 (Copy)

20160424_155843 (Copy)

20160424_155832 (Copy)

20160424_155829 (Copy)

20160424_155115 (Copy)

20160424_155035 (Copy)

20160424_154922 (Copy)

20160424_154903 (Copy)

20160424_154328 (Copy)

20160424_154222 (Copy)

 

Beyaz Külotlu Adam – “Breaking Bad” Analiz :))

walter

Dün itibariyle bitirdiğim diziler kervanına katıldı Breaking Bad. IMDB den bu kadar yüksek puan alması diziye başlamada önemli bir etkendi. IMDB de puan larak 9.5 gibi çok çok yüksek puan almış dizinin bende ki puanı öncelikle 8.5 onu belirteyim.

Yazımda bol bol spoiler içeren şeyler görebilirsiniz onu şimdiden belirteyim.

Zaten az çok konusunu bilirsiniz. Metamfetamin denilen uyuşturucu maddesini bir kimya öğretmeninin pazarlaması üzerine kurulu olağan üstü bir yapım olmuş Breaking Bad.

Neden olağanüstü derseniz, artık günlük hayatımda bir olayla karşılaştığımda mutlaka konunun breaking badin bir yeri ile alakalı olduğunu düşünüyorum. İyiler , kötüler, polisler, mafyalar, vicdanlar, nefretler, akrabalar, engelliler, serseriler, zenginler , kimya, fizik, matematik. Ne ararsan var dizide.

Başlığımda da dediğim gibi Beyaz Külotlu bir adam bu Walter White yada diğer adıyla Heisenberg (uyuşturucu satarken kullandığı isim) nasıl diziye bir doyum verecek derken 5.sezon bittiğinde ağzım açık kalarak bitirdim diziyi. Her dizide iyiler ve kötüler olur aslında ama Breaking Bad te bu yok. Düşünüyorum da belki Hank biraz iyi insandır yani Walteri yakalamaya çalışan Eniştesi ancak son sezon sonlarına doğru Gebersin Şerefsiz dediğimi hatırlayınca oda iyi insan değil sanırım diyorum :)))

Breaking-Bad1

Walter’in öğrencisi olan Jesse karakteri filmin sonunda kurtulanlardan. Bu serseri manyağı ben çok sevdim. Çoğu zaman da üzüldüm. Uyuşturucu kullanan ve ileri derece de kullanan bir insan ancak ön yargıları yıkar derecesinde bir oyunculuk sergilemiş. Nerede bir saz çalan olursa git yanına otur derler ya, bende artık nerede Metamfetamin kullanan olursa git yanına otur diyesim geliyor Jesseyi görünce :)) Filmin sonunda Walter Reyisi ölüme terkederek burakıp gitmesini kabul edesim gelmese de sanırım başka şansı yoktu. Harika bir performans sergilemiş tebrik etmek lazım.

SW-Withholding

Birde bu Sürtük Skyler var. Hayatımda tanıdığım en büyük ikinci sürtük. Ulan nasıl sinir bozucu bir insan ya. İnsan karısını iyi seçmeli dedirtiyor insana. Dizinin ilk gününden son güne kadar sanırım bu diziyi izleyen herkes bu kadar Paraya rağmen Walter’in bir kere bile karısını aldatacağını düşünmemiştir. Yapmadı da Allahı var. Milyonlarca dolar para kazanmasına rağmen hiç düşünmesi. Ama karısı öyle değildi. Arkasını döndüğü ilk anda sırtından vuruldu. Ve işin garip yanı kadında böyle bir izlenim ilk başlarda olmasa da nedense inanın içine işleyen bir yapı var ve bu sanırım Amerikalılarda da var “Eğer erkek olarak ilgini kesersen karınız size direkt arkasını dönebilir”.  Nefret ettim bu karaktersiz kadından kocasını aldattığı ilk günden beri. Allah en sonunda cezasını verdi rahatladım . 

Dizi madem bu kadar iyi neden 8.5 derseniz tabiki eleştirilerim var.

Breaking Bad çok gerçekçi bir dizi. Yani hiç bir zaman olağan üstü şeyler olmuyor. Mucizevi kurtuluşlar yada uçarak kaçmalar gibi şeyler olmuyor. Herşey doğal akışında devam ediyor. Ve buda bazen sıkıcılığa neden oluyor. Mesela filmin için de gerçekçi olması için 5 dk bir bilgisayar oyununun tartışmasını yapan 2 arkadaşı dinleyebiliyoruz. Game of Thrones yada Fringe gibi sürekli bir aksiyon sevenler özellikle ilk 3 sezonda oldukça sıkılacakları bir dizi ile karşılaşabilirler. Ancak ben sevdim bu özelliği.

İkincisi olarak belki sonunda Jesse’nin kız arkadaşı ölmüş olsa da, uyuşturucu içmeyi teşvikleyen şeyler oldu dizi de. O kızın öldüğü sahnede Jesse uyuşturucu kullandıktan sonra çok güzel bir müzikle uçusa geçmişti. Yani uyuşturucu sizi mutluluktan uçurabilir havası vermişti. Bunun gibi çok sahne var

Ayrıca uyuşturucu yapımını resmen göstere göstere anlattıkları bir çok sahne oldu. Resmen şırınga nereden batırlır, ne kadar batırılır, daha etkili olması için içine ne konur gibi şeyler. İnsan hayret ediyor. Ha tabi bide uyuuşturudan kazanılan paralar. Aşağıdaki paraya bakar mısınız. Birisi dizide geldi ve bu paraların üzerine uzandı hayat budur dedi düşünün gerisini :))

breaking-bad-walt-and-skyler-with-money

Ha birde o “mavi büyü” Metamfetamin var ki geçen bizim basına kadar çıktı. Belki yazımızı okuyan arkadaşlar ve parayı görenler biraz olsun düşünebilir ama uzak durun bu lanetten. Belki de en zararlı uyuşturucu. Aşağıda bir kaç resim var baksanız yeter zaten.. 

Dizinin sonunda çok güzel bir şarkı vardı onuda paylaşayım size. Mavi Bebeğim diye. Metamfetaminin renginden dolayı , sözleri de çok güzel..

Hak ettiğimi buldum sanırım
Seni orada çok beklettim, sevgilim
Habersiz bu zamanlar
Bilmiyorum ne kadar pişman olduğumu ve unuttum senin için
Ne büyük bir sevgim olduğunu, mavi bebeğim

Günler uzun gelmeye başladı
Sana ihanet edeceğimi mi düşündün gerçekten?
Dixie, gitmene izin verdiğimde
Göstermek istediğimi anlarsın sanmıştım
Seni ne kadar sevdiğimi, mavi bebeğim

Ne yapabilirim, ne söyleyebilirim
Seni yanımda istiyorum
Bunu daha nasıl gösterebilirim, söyle bana
Denediğimi bilmiyor musun?

Bir resim bir hayal..

CRwi6dpUsAEUsrX

Bu resmi nereden ne zaman aldım bilmiyorum. Belki bir takip ettiğim kişiden belki de Facebookta bir akrabam paylaştı belki de bir film sahnesi. Cidden hiç bir bilgim yok. Masaüstümde duruyor 1 aydan fazla süredir. Sık sık temizlerim masaüstünde ki resimleri ancak silmediğim 3 4 resim varsa buda bunlardan birisi.

Bir çoğumuzun bakıp geçeceği bir resim. Albenesi sıfırın belki biraz üstünde ancak benim için mutluluğun resmi gibi bişey. Kadının saçını bağladığı yemeniden amcamın giydiği cekete kadar..

Çok uzun süredir insanları özellikle sosyal medyada gözlemliyorum. Her fotoğrafında ego yer alan yüzlerce arkadaşım var benim. Her fotoğrafında başka akrabalarını kıskandırma peşinde olan onlarca akrabam var benim. İçtiği kahveden, sürdüğü arabanın markasını çekecek kadar çaresizliğinin resmini çekip bizimle paylaşan insanlar..

Kaç tanesinin evindeki huzuru şu resimde bulabilirsiniz ?

Her ramazan ayında yazılan Allah , Din , Kitap sözleri, Her Muharemde yazılan Ali bizim pirimizdir sözleri ile beyinlerimizin içine ışık saçmaya çalışan ancak yüreklerinde kan , gözyaşı ve kin güden onlarca tanıdığım insan var benim. Hayatlarına bakıyorsun birde sözlerine ben nerede yaşıyorum dediğim bir sürü insan.

Şu sol taraftaki Kuranın asılı olduğu sanal değil “gerçek duvar” kadar samimi bir resmi görmeyeli o kadar çok zaman oldu ki, sorsalar inan bütün ömrümü yeniden taramam gerekir..

Dün kız arkadaşım bir soru sordu bana. Avrupa da olsan nerede yaşamak istersin diye..Yunanistan’ın bir köyünde dedim..

Belki de bize en yakın yer Yunanistan ondan dedim ama mutluluğun resmini aradığım fotoğraf buna benzer bişeydi.

Kıskançlığın yer almadığı, insanların para hırsının olmadığı, dışardaki tezek kokusuna rağmen içeri giren sevgi kokusu yer aldığı, sobabın tüttüğü çok güzel bir dünya..

Olur mu bilmiyorum ama olmasını çok isterdim.

“7 Kasım” 2 yaşında..

Hayatımın en zor günüydü bundan 2 sene önce bugün.

Binlerce yumruk yemiş gibiydim ve işin kötü yanı halen ayaktaydım. Yürümekte zorlanıyor, konuşmaktan çekiniyor ve ağlamaktan korkuyordum.

Hiç bitmeyecekti sanki.

Bitse de acıtacaktı belki düşünecisi beni öyle mutsuz ediyordu ki bazen çok nadir de olsa o anki beni okuduğum da kendime üzülmüyor değilim..

Neyse ki Nietzche haklı çıkacaktı

“Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir”

Başta sevgilim olmak üzere  arkadaşlarım ve ailem ile beraber çok kısa süre de atlatabildim.

Hepsine ne kadar teşekkür etsem azdır..

Bazen çok öfkelendiğim süreç oldu. Sonra kabullenme süreci , sonra nefret etme süreci, sonra normalleşme süreci,sonra af süreci ve en sonunda yeniden çok sevip mutluluğa koşma süreci..

O dönemde ettiğim beddualardan dolayı, bazen dua ederken kendi kendime yüzüm kızarıyor. Ne olursa olsun nefreti içimde bu kadar büyük tutmamalıydım belki de bilmiyorum..

Ama şimdi bana mail yazan onlarca tanımadığım insana benimkine benzer yaşadıkları acılar için yardımcı olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Keşke hayatlarınız da o insanlar hiç olmsaydı da , sizler bana yazmasaydınız diyeceğim onlarca insan..

Bugün benim mutluluğa giden yolun başlangıcının 2. senesi. 

Bir nevi yeniden doğuş..

Bunun için bana o süreçlerde yanımda olan herkese çok teşekkür ediyorum yeniden..

iyi ki varsınız, iyi ki 7 kasım yaşandı..

4 Film. Seç beğen al

Bayramda can sıkıntısı nedeniyle kendimize dizilere ve filmlere vurdum desem yeridir.

2 gün de 4 film izledim. İlk Canilik, Ben Earl ve Ölen Kız, Oğul ve Mandıra Filozofu İstanbul.. Kısacık kısacık bahsedeyim.

İlk Canilik :

Original Cinema Quad Poster - Movie Film Posters
Original Cinema Quad Poster – Movie Film Posters

Benim için baş yapıt değerinde bir film oldu aslında. Alctraz hapishanesi ile ilgili filmleri hepimiz az çok izlemişizdir buda aslında onlara bezer. Senaryosuda öyle ahım şahım bir senaryo diyemem ama oynayan oyuncuların özellikle Henri rolü ile oynayan “sanık” oyunun oyunu mükemmel.

Henri 5 dolar için kamu suçu işlemektan hapse düşüyor. Ve orada gördüğü inanılmaz işkencelerden sonra işlediği bir cinayetten yargılanıyor. Cinayet onlarca mahkumun önünde oluyor ama avukatı ile beraber sistemi eleştiren harika bir baş yapıt. Avukatın savunurkenki sözü bence filmin de en güzel özeti..

“Evet henri cinayet işledi ancak o sadece bir silah. Silahı Tutan eller Alcatraz ve yönetimi”.

Kaçırmayın, çok etkilendim 10 üzerinden 10 verdim. Sonuda Amerikan filmlerinden beklemediğim ölçüde enteresan bitti.

Ben Earl ve Ölen Kız

me_earl_dying_girl

Bu film 8 puan felan amış İMDB  den. Aslao puan etmez onu diyeyim ancak konusu çok farklı ve güzel. Ve filmde bazen çok duygusallaşıyorsunuz. Lösemi hastası bir kız ile Glen’in arkadaşlık ilişkisini anlatıyor. Ölen kız demiş ama filmin başında bize hikayelerini anlatan Glen söz veriyor “Bu cici kız ölmeyecek” diye. Filmde kızın hastalığı çok güzel işlenmiş. 8 puan hak etmese de  gençlik filmlerini seviyorsanız izleyin derim. Ben 10 üzerinden 7 verdim..

Oğul

Oğul-Filmi-1

Çok farklı ve güzel bir türk filmi. Sevgilisi ile buluşmaya Tunceli’ye giden Soner’in babası ile Oğlu Umut’un PKK ya katılması ile zor anlar yaşayan bir doğulu babanın yollarının kesişmemesini gösteren film. Film herşeye rağmen cesaret kokan bir film. 2011 yapımı ama filmde öyle anlar geliyor ki PKK ya oğlunu vermiş bir babaya bazen üzgünce baktığınız bir süreç işleniyor. Film o dönem mutlaka bu yönden eleştirilmiştir çok bilmiyorum. Farklı ve bence sıradışı bir Türk filmi. Burada anlatamıyorum çünkü ne desem filmden bir parça vermiş olurum. İzleyin.10 üzerinden 7.5..

Mandıra Filozofu İstanbul

mandira-filozofu-istanbul-izle-427

Çok uzun uzadıya anlatmayım. Birincisinden sonra fazla kasılmış. Gereksiz yere senaryo üretilmiş. Beğenmedim olmamış. İlk filminin yarısı bile değil bence. 10 üzerinden 4.

 

Yolum.

bukowski

kimseyi değiştiremezsin hayatta.
ve kimse için de değişmemelisin.
kimliğini kaybettiğin an yaşamını çöpe attın demektir.
istemediğin sürece hiçbir şey için ödün vermeyeceksin hayatta.
çünkü gün gelir verecek hiçbir şeyin kalmaz.
her şeyi sen istediğin için yapacaksın, başkası senden istediği için değil.
ve sen, sen olarak kaldığın sürece senin yanında olanlar da mutlu olacaktır.
bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle.
yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil.
herkesin gidebileceği bir yol vardır.
sen yeter ki yanında yer ayırmayı bil.
ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin için…
seninle gelmek isteyenleri yanına al.
belki beraber daha çok şey katabilirsiniz bu hayata.
yanındaki seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında, zorlama kendini.
hayat rahat ve anlayışlı insanlarla
ve hayat hak ettiği gibi yaşandığında güzel…
ve unutma aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.

hahahaha :)))

Kurmay Onbaşım Murat Çevik Kardeşim paylaşmış , çok beğendim..

10922429_706667416104431_9088370435535870941_n

Vezirler huzura çıkmışlar:
– Padişahım, hazinede para kalmadı.. Yeni vergilere ihtiyacımız var,
diyerekten.. .
Padişah, kavuğunun altından kafasını kaşımış,
– Eeee! Ne vergisi koyalım? , demiş…
Vezirler:
– Köprülere adam koyalım, geçenden bir akçe alsınlar!
Padişah,
– Tamam, demiş.
Aradan bir süre geçtikten sonra sormuş vezirlerine:
– Nasıl, halk hayatından memnun mudur? Her hangi bir şikayet var mı?
– Hiç bir tepki yok Sultanım!
– İyi o zaman köprünün diğer tarafına da bir adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın!
Aradan bir süre geçmiş, Padişah tekrar sormuş vezirlerine:
– Var mı halinden şikâyet eden?
– Yok!
Halkının tepkisizliğine kızan Padişah, gürlemiş:
– Köprülerin ortasına da birer adam koyun, gelip geceni köprünün ortasında becersin!
Aradan birkaç gün geçmiş, halktan bir tepkinin olmamasına içerleyen Padişah, çağırmış vezirlerini,
-Halkı dinleyelim hele bir, demiş.
Gitmişler köye, Padişah sormuş:
– Halinizden memnun musunuz, var mı bir şikâyetiniz?
Ses yok.
Padişah tekrar :
-Ulan demiş, taş üstünde taş omuz üstünde baş komam!!! Var mı şikayeti olan hemen söylesin!
diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş:
– Şey padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya!..
– Eeee!, demiş Padişah bir umutla… Ne olmuş o köprünün ortasındaki adama???
– Aksamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoruz, mümkünse bir adam daha koysanız..

Boş İnsan Takipçiliği..

Sosyal-medyanin-unluleri-kimler_1320999513

Geçen hafta twitterdaki takipçi sayım 240 tan bir anda 482 lere çıktı.

Niye biliomusun Limon ?

Beşiktaş maçında kaç bin bilet satılmış sadece onu yazdım ..

4 günde iki kat arttı takipçi sayısı..

19 bin tane bundan önce mesaj at, bunların en az 15 bin tanesi bilgi verici ve bir çoğuda izlediğim, okuduğum şeyler olsun ama gel görki maç bileti sayısı kadar rağbet görme..

Bu tarz adamlar takipçi olacaksa olmasın daha iyi be Limon..

Biz kalalım biz bize, ama bu boş insanlar olmasın hayatımızda..

“Keyfiniz” çok kroca be :)

1609664-kahve-keyfi

Özellikle son 1 sene içerisinde bu “keyfi”lafını ne çok duyar olduk dimi..

Kocamla Akşam Yemeği Keyfi

Dostlarla Kahve Keyfi

Sevgilimle spor keyfi

Tombulumla Sahil keyfi gibi :))

Acaip basit geliyorlar bu insanlar..

Çok ama çok kroca..

Kısacası “Keyfi” yazısı gördüklerime bakış açım değişiyor, istemsiz olarak bu yöndeyim , kusura bakmayın

Kitap: Ölü Gömme Törenleri

d6ec0bca-084e-4dd7-b5a4-8c6f94a66b5b

Ölü Gömme Törenleri çok güzel bir kitap DEĞİL. Öncelikle bunu belirteyim. 

Ancak beni uzun süredir böyle etkileyen kitap olmadı. Kitabı odam dışında başka bir yerde okumak ne zaman istesem 3 dk dan fazla okuyamadım. Gece olduğunda saat 24 sonrası için günde 10 sayfa 15 sayfa okuya okuya bitirdim. Sanki odamda ki loş ışık ve roman karakteri Agnes karakteri birleşmezse Romandan zevk alamayacak gibiydim. Dün bittiğinde kısa bir süre durdum, bittiğinde hiç görmediğim Agnes karakterini düşündüm acaba suçlumuydu değil miydi diye. 

Agnes, bir hizmetçi. Ve hem sevdiği hemde patronu olan Natan’ı öldürmekle suçlandı ve bunun için idam cezası aldı. Ceza uygulanana kadar o bölgedeki bir köyde bir aile yanında beklemesi kararlaştırıldı. Aile Agnes’in katil olduğunu biliyor ve aralarındaki sert kutupları konu alan ve zamanla değişen durumları çok güzel işlemiş bir kitap. Tabi Ölümüne kadar kendisine Tanrı yolunu göstermekle mükellef Rahip”lede geçen konuşmaları..

Gerçek bir hayat hikAyesi Ölü Gömme Törenleri . Zaten beni en çok etkileyen olayda o oldu. Roman’ın sonu ile ilgili bilgi vermeyim belki okuyan olur ama 3 kişilik bir cinayetin okuyuculara katillerden birisi Agnes’in anlatımı ve idama doğru giden hikayesi..